BERLİN TÜRK CEMAATİ
TÜRKİYE CUMHURİYETİ T.B.M.M. VE HÜKÜMETİN SON ZAMANLARDA YURTDIŞI TÜRKLERLE ALAKALI ÇIKARMIŞ OLDUĞU YASALARLA İLGİLİ
BASIN BİLDİRİSİ

20.07.2019

 

30 Ekim 1961 tarihinde, Almanya’nın Bonn kentinde Türkiye ile Almanya arasında “İşgücü Alımı Anlaşması’nın imzalanmasını müteakip Almanya’ya gelen ilk 2500 vatandaşımızla başlayan „gurbet“ yolculuğu daha sonraları milyonlarca Türk’ün başta Almanya olmak üzere Avusturya, Fransa, Hollanda, Belçika, İngiltere, İsveç, İsviçre, Norveç vb. ülkelerde demografik olarak çoğalma ve yerleşme ile birlikte bulundukları ülkelerin vatandaşlıklarına geçmek suretiyle göçün 58. yılında hayatın bütün sosyo-kültürel, politik, iktisadi, askeri, sanatsal hülasa hayatın ve toplumun tüm katman ve statülerinde işveren, akademisyen, sanatçı, memur, politikacı vs. olarak yer edinmiş bulunmaktadırlar.

 

Hâlihazırda AB Ülkeleri ve İsviçre’de 5-6 milyon vatandaşımız yaşamaktadır. Bu ülkelerde yaşayan Türk vatandaşları bulundukları ülkelerin vatandaşlıklarına geçmiş bulunmaktadırlar. Bu vatandaşlarımız gerek çifte vatandaş gerekse de tek yaşadıkları ülke vatandaşlığına geçmiş olsalar dahi bunların kahir ekseriyeti ülkemiz Türkiye Cumhuriyeti ile bağlarını kesmemiş, yatırımlarının birçoğunu ülkesine yapmış ve yapmakta olup tüm göçmen ülkelerin aksine kurmuş olduğu vakıflar ile cenazesini dahi anavatanına defnettirmekte ve kendisi için yapılacak son defin işlemi giderlerini dahi ülkesine harca(t)maktadırlar.

 

1961 yılından bu yana karayoluyla geldiğinde bırakınız diğer ülkeleri kendi öz vatanının gümrüklerinde ve yol güzergâhında “siz Almancısınız kesin gümrüklü bir eşyanız vardır, veya süratli gittiniz veya sabah sabah çorba içmedik verin bir mavi bandrollü sigara ve çorba parası, yok bilmem ne cezası“ havayoluyla gittiğinde gene gümrük, polis, taksici vs. den görülen muameleler, emlakçı, esnaf, konu, komşu, hısım akraba, fakir fukara vs. nin ve köyünde mahallesinde muhtarların, müftülerin, imamların yardım talepleri, devlet dairelerindeki memurların rüşvet talepleri, yakın zamana kadar konsolosluklarda gördükleri kötü muameleler, kiracılardan çektikleri çileler, akrabalarının miras bölüşümünde “siz Almancısınız, zenginsiniz, o sebepten size miras yok veya çok az var” gibi haksız uygulamaları, veyahut ta belediyeler, maliye vb. yerlerdeki resmi işlemlerini hallediversin diye ana babasına, abi, abla, enişte, dayı, amca vs. ne verdikleri vekaletlerle mal ve mülklerine el konulup satılmış olması neticesinde bir ömürlük servet ve birikimlerini kaybetmiş olmaları, 1980 öncesi DESİYAP, sonrasında banker, köprü-baraj senetleri, daha sonrasında sözde İslami holding, üçlü nema %60 faiz vb. tüm vurgunlar, soygunlar, horlanma, itilme ve aşağılanmalara rağmen, Yurtdışı Türkler (gurbetçiler); ülkesine, vatanına, milletine, şehrine, köyüne, hısım ve akrabasına küsmemiş, ülkesi, akrabası, memleketi ve insanı söz konusu olduğunda Akif’in dediği gibi „kendisi muhtaç olsa da gene ifrat derecesinde cömert“ davranmışlardır.

 

Yurtdışı Türkler, Türkiye Cumhuriyeti ne zaman kendilerine ihtiyaç duysa tüm benlikleri ve servetleriyle yanlarında olmuşlardır.

İktisadi kriz zamanlarında;
- “Komşunu da al öyle gel”
- “Düğününü Türkiye'de yap”
- “Tatilini Türkiye'de geçir”
-  “Yiyecek, giyeceğini, mobilya ve ev dekorlarını ülkenden al götür”

Siyasi kriz zamanlarında da;
- “Sözde Ermeni tezlerine karşı yürüyün”
- “PKK, Fetö vs mücadelede lobi yapın”
- “Ülke çıkar ve menfaatleri neyi gerektiriyorsa o konuda protesto edin”

- “Meydanları dolduralım”
-“Ülkeye, hükümete ve lidere sahip çıkalım”
-“Dik dur eğilme, gurbetçi seninle vb.”

Seçim zamanlarında;
- “Sandığı ayağınıza getirdik komşunu da al oy vermeye götür”
- “Bizim partimizi tercih edin”
- “Akraba, kiracı, burs verdikleriniz vs. kim varsa Türkiye'de arayın oylarını bize devşirin”

Emlak krizi olduğunda;
- “Benim evim, benim memleketim kapsamında yatırımını Türkiye'ye yap ev, daire vs. al”

Döviz krizi olduğunda;
- “Dövizini bozdur”
- “Döviz alma”
- “Tasarruflarını ülkendeki bir bankaya yatır”

Her ne konuda çağrı yapılmışsa ona uymuş ve bunun ceremesini de her seferinde, yaşadığı ülkede iktisadi ve ekonomik konularda ihale, iş ve mali kayıp, okullarda düşük not, STK olarak proje ve kamu desteklerinin kaybı, toplumsal, siyasal ve kültürel dışlanma olarak görmüş olmasına rağmen bu desteklerden vaz geçmemişlerdir.

Ülkesinde yapılmakta olan cami, köy misafirhanesi, çeşme, suyolu, okul, lise, imam ve öğretmen lojmanı, mezarlık düzenlemesi, üniversite binaları, yardım kuruluşlarına destekler vs. her türlü hayır ve hasenatı ülkene yap çağrısını hiç boş geçmemişlerdir.

Türkiye`deki vatandaşlarımıza yönelik olarak her seçim zamanı geldiğinde; vergi afları ve hatta affın affı, trafik cezaları, kaçak kullanılmış elektrik ve su paraları, ruhsatsız-imarsız yapılar, kredi borçları, köprü kaçak geçişleri vb. milyarlarca gelirden bir çırpıda vaz geçilirken,

Merkez Bankasında yeniden yapılandırmaya giderek orada birikmiş olan milyarlarca Türk lirası, milletin parası bu vergi kaçakçılarına ve millete ve devlete olan yükümlülüklerini yerine getirmeyenlere giderken,

 

Daralan ve kriz beklentisinde olan piyasaları ve işletmeleri rahatlatmak için kamu ve özel bankalarına „Kredi yapılandırmasına gidin, borçlu şirketlerin kredi geri ödemeleri gelmişse kredileri öteleyin“ diye kanun çıkarıp emir verip milyarlarca kayba sebep olurken, oluşan bu bütçe açıklarının, iktisadi sorunun, yaklaşmakta olan ekonomik krizin tek müsebbibi Yurtdışı Türklermişçesine son zamanlarda çıkarılan son yasalarla;

 

  1. Dövizle askerlik 1000 avrodan 5400 kusur avroya yükseltildi,
  2. Dövizle borçlanarak SGK'dan emekli olma iptal ediliyor, karar alındı ve Cumhurbaşkanından onay bekleniyor, bundan sonra SGK emekliliği kalkıyor, BAĞKUR geliyor, neredeyse önceye nazaran 3 kat daha fazla para ödenecek ve daha az aylık alınacak üstelik erkekler 60-62, bayanlar 58-60 yaşına kadar beklemek zorunda kalacaklar, önceden 3600 veya 5400 gün ödemek suretiyle emekli olunabiliyorken şimdi 7200 veya 9000 işgünü ödenmek zorunda kalınacak. Asgari ücretin günlük %32`si ki günlük 27,95 TL ödenirken bu rakam %45 yani 39 – 41 TL civarında bir rakama yükselmektedir,
  3. Sağlık sigortası belgelerinde A/T11 yaşanan sıkıntı (bu konuda Berlin Türk Cemaati olarak gerekli uyarı ve olması gerekenleri tüm mercilere ilettik ama nafile dertlerimizle ilgilenen bir Allah kulu, bir memur, bir vekil, bir yetkili çıkmadı),
  4. Geçici ithal izniyle ülkemize getirilen araçlarda 4458 sayılı gümrük kanununun 238. maddesi uyarınca ve de 5607 sayılı kaçakçılık kanunu hükümlerince oluşan mağduriyetler (mesela arabanızla Türkiye'ye izine gittiniz, aracı tamire verdiniz, tamirci bakımı yaptı, araç olmuş mu diye denemek istedi ve çevirmeye takıldı ise aracınız bağlanıyor, veya restoranda gittiniz valeye arabanızı park etmesini söylediniz ama delikanlı "aaa araba iyiymiş 300 metre şöyle bir gidip geleyim" dedi ve polise yakalandı gene araç bağlanıyor ve siz o aracın gümrük bedelinin 1/4 ü ceza vermek zorunda kalıyorsunuz. Yahut köydesiniz, sabah kahvaltı yapacaksınız, yeğeniniz "amca ver arabayı ben bir dakikada kapıp geleyim" dedi veya komşunuz tarlada ayağını kesti sizde oğluna "al arabamla babanı hastaneye yetiştir" dediniz ve gençler çevirmeye takıldı bu iş size on binlerce cezaya mal oluyor),
  5. Pasaport harçları hala en yüksek olan ülkelerin başında geliyor olması,
  6. Telefon harçlarına yapılan zamlar ki önce 170 TL den 500 TL ye sonrada 1500 TL ye çıkarılmış olması,
  7. THY'nin uyguladığı "aile indiriminin iptal edilmiş olması gibi yüzlerce mevzunun Yurtdışı Türklerin aleyhine bir çırpıda uygulamaya konmasının kabul edilebilir ve hoş görülebilir bir yani yoktur.

Bu ve bunun gibi Yurtdışı Türklerle alakalı ve onların aleyhine kararlar alınıp, kanunlar çıkarılırken maalesef ne iktidar ne de muhalefet partilerinden ve ne de STK’larıyla sendika ve vakıflardan bu konuda eleştirel tek bir sesin dahi yükselmemiş olması Yurtdışı Türklerin yalnızlığa ve kaderine terk edilmişliğinin apaçık bir örneğidir. Ve 58 yıllık göç tarihinde hiçbir zaman bu kadar ötelenip dışlanmamış ve sahipsiz bırakılmış olduğu vaki değildir.

 

İktidar ve muhalefet bu son olaylarda müteselsilen sorumludur ve sergilemiş oldukları bu vefasızlık örneğinin affedilebilir ve kabul edilebilir bir yani yoktur!

İktidarı ve muhalefetiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti siyasileri Yurtdışı Türklere adeta; „başınızın çaresine bakın, Türk vatandaşı olarak kalmanızı ve hatta bu ülkeyle bağlarınızın devam etmesini istemiyoruz“ mesajı vermişlerdir.

Yurtdışı Türkler olarak bizler „pireye kızıp yorganı yakacak“ ve vatanımızdan vaz geçecek değiliz.

Berlin Türk Cemaati olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonrada insanımızın tüm haklarının takipçisi olacak, bu kayıplarımızı ve müsebbiplerini bir kenara not edecek ve bu haklarımızın iadesi için gerekli çalışmalarımıza gerek hükümet ve gerekse muhalefet partileri nezdinde devam edeceğiz.

Almanya ve Avrupa'dan seçilerek TBMM ne gönderilmiş olan başta iktidar partisinin iki vekili olmak üzere muhalefetin gurbetçi geçmişi olan vekillerinden de ses seda çıkmamış olmasını da ayriyeten notlarımız arasına almış bulunmaktayız.

Türkiye Cumhuriyeti, aynı anayasal haklarına sahip aynı kurumdan emekli olmuş gurbetçi vatandaşlarının "yarı zamanlı" dahi bir işte çalışmalarının yasak olmasının ama anavatandaki emeklilere ise serbest olmasının, gene anavatanda mukim vatandaşların, şirket ve kurumların yapmış ve sebep oldukları zararların ceremesinin Yurtdışı Türklerden çıkarılmak istenmesinin insani, vicdani, hakkani bir mantığı ve açıklaması yoktur!

Ve bunlar hukuki olmadığı gibi Anayasanın temel eşitlik ilkesi olan kanuni hükümler karsısında vatandaşların eşit olma ilkesine de aykırıdır!

Beklentimiz, hükümetin ve sayın Cumhurbaşkanının vermiş olduğu bu haksız karar ve uygulamalardan vaz geçmesi, muhalefet ve Avrupa`dan seçilmiş milletvekillerinin de bu hususlarda seslerini yükseltmeleridir.

Sandığın Yurtdışı Türklerin önüne tekrar geleceği gerçeği asla unutulmamalıdır!

 

Berlin Türk Cemaati